Bakan Kirişci: Örtü altı üretim alanı 811 bin dekara çıktı (3)

’20 YILDA GÜÇLÜ BİR TARIMSAL ÜRETİM ALTYAPISI OLUŞTURDUK’

Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci Aydın programı kapsamında Tarım Sektörü Temsilcileri Toplantısı’na katıldı. Toplantıda konuşan Bakan Kirişci, Aydın’da önemli bir tarımsal üretim merkezi olması, gıda arz güvenliği için büyük önem taşıması hasebiyle yeni politikaların ön plana çıkarılması amacıyla gayret gösterdiklerini söyledi. Son dönemde çevre ve doğal kaynakların öneminin arttığını belirten Bakan Kirişci, “Bu yüzyılın dünya ajandasındaki ortak gündemi küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkileri, pandemi, kuraklık, doğal afetler, nüfus artışı, gıda arz güvenliği, ülkeler arası savaşların gıda arzına etkisi. Gıda arz güvenliği tüm dünyada ‘milli güvenlik’ meselesi haline geldi. Geçtiğimiz yüzyılda yeraltı kaynakları ön plandaydı. Bu yüzyılda da tarım alanları, su ve gıda ön planda olacak. Tarımsal politikalarımızın temel ekseni; stratejik ürün planlaması, verimli ve sürdürülebilir kaynak kullanımı idi. Son 20 yılda tarım ve orman alanında güçlü bir tarımsal üretim altyapısı oluşturduk. Bu ülkenin daha düne kadar bir Tarım Kanunu yoktu. Bu ülkeyi bir tarım ülkesi olarak tarif ederken Tarım Kanunu’nun olmadığını bildiğimiz halde bu bizim dönemimizde 2002 sonrası mevzuata kazandırılmış oldu. Yine tarım sigortası, tohumculuk kanunu, lisanslı depoculuk gibi 12 adet mevzuat kazandırılmış oldu” dedi.

‘AVRUPA, ASYA VE AFRİKA’NINYANİ 3 A’NIN KESİŞTİĞİ BİR COĞRAFYADAYIZ’Tarladan sofraya kadar gıda güvenliğinin sağlanması konusunda ciddi çalışmaların olduğunu belirten Bakan Kirişci, “Kıtaların ve çıkarların kesiştiği zorlu bir coğrafyadayız. Örneğin şap hastalığı Avrupa’daki bir ülke için gündemde bile yok ama bizim etrafımızdaki ülkeler ve bulunduğumuz coğrafyadan kaynaklı olarak şapla mücadelemiz kaçınılmazdır. Avrupa, Asya ve Afrika’nın, yani 3 A’nın kesiştiği bir coğrafyada bulunmak daha özenli olmamızı gerektiriyor. Türkiye, tarımsal üretimde bölgesinde lider, dünyada söz sahibi konumda olan bir ülke. Gayrisafi hasılada Avrupa’da birinci, dünyada ilk 10’dayız. Türkiye Yüzyılı’nda, bu liderliğimizi korumak için bulunduğumuz dönemin şartlarını iyi okumamız gerekiyor. Küresel ısınma; bulaşıcı hastalıklar, iklim değişikliği, göçler ve gıdaya ulaşımda yaşanacak gelişmeler nedeniyle, yer küredeki ekosistemin sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. İklim taahhütleri, dünyayı bu yüzyılın sonuna kadar 2,4 – 2,6 derecelik sıcaklık artışıyla karşı karşıya bırakıyor. Bu durum; Akdeniz Havzası’nda yer alan ülkemizi de önemli derecede etkileyecektir” diye konuştu.’GIDA ARZ GÜVENLİĞİ MİLLİ SAVUNMA KADAR ÖNEMLİ OLDU’Dünyada görülen pandemi, savaşlar ve doğal afetlerin gıdanın önemini her geçen gün artırdığına dikkati çeken Bakan Kirişci, şöyle devam etti: “Bu risklerin dışında 2050’de bugün 8 milyar olan dünya nüfusunun 10 milyara çıkacağını, kentleşme oranı, ülkeye gelen turist sayısını dikkate aldığımızda önemli bir çabanın içinde olmamız gerektiği açıktır. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, gelir artışı, toplu tüketim yerlerinin artması, evde tüketim yerine toplu tüketim yerlerinde tüketim alışkanlıkları dikkate almamız gereken bir husus. Gıda arz güvenliği, ‘milli savunma’ kadar önemli oldu. Ülkeler, artık tarımsal üretimde korumacı politikalar uygulamaya başladı. Çin ihraç ettiği ürünlere yasak getirmiştir. Biz bu durumu 2002 yılında iktidara geldiğimizde biliyorduk. 2002’deki projeksiyonumuz sayesinde, gıda arz güvenliğinin öneminin artacağını öngördük. Biz de bu doğrultuda AK Parti hükümetleri olarak her alanda olduğu gibi tarımda da hedeflerimizi belirledik. Plan ve programlarımızı, mevcut durumumuzu ve potansiyelimizi dikkate alarak hazırladık. Türkiye’de tarımsal üretimde dünyada ilk 10’lara çıkardık.”‘636 PROJEYE 115 MİLYON LİRA DESTEK’Son 20 yılda Aydınlı çiftçilere toplam 38 milyar lira tarımsal destek verildiğini belirten Bakan Kirişci, “Aydın’a verilen bu destek ve yapılan yatırımlarla; bitkisel üretim yüzde 120, büyükbaş hayvan varlığımızda yüzde 149, küçükbaş hayvan varlığımızda yüzde 96, kanatlı hayvan varlığımızda yüzde 47, arılı kovan varlığımızda yüzde 177 artış gerçekleşmiş oldu. Kırsal kalkınma alanında; ‘Genç Çiftçi Projemiz’ kapsamında; 636 projeye tam 115 milyon lira destek sağladık. Ormanın Köylüleri (ORKÖY) kapsamında 1843 projeye tam 209 milyon lira hibe ve kredi verdik. Kırsal kalkınma destekleri kapsamında ise bugüne kadar 369 projeye 740 milyon lira hibe desteği sağladık. Bu destek ve hibelerle toplam 9 binden fazla kişiye istihdam oluşturduk. Bütün bu destekler, alın teriyle birleşti ve Aydın’ın tarımsal hasılası yüzde 496 artarak 9 milyar liraya yükseldi. Tarımsal ihracatı da 8 kat artışla 290 milyon dolara çıktı. Ayrıca yaptığımız su yatırımlarıyla, toplamda 494 milyon metreküp biriktirme hacmine sahip, 26 baraj ve göleti hizmete aldık. Barajlar sayesinde, Aydın’da 555 bin dekar bereketli tarım arazisi sulanmaya başladı. 3,2 milyar lira zirai gelir artışı oldu. 55 arazi toplulaştırma projesi ile 341 bin dekar alanda çalışma yürüttük. 99 derenin ıslahı ve taşkın projesini yaparak vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağladık. Aydın’ın yeşiline yeşil katmak için 124 milyona yakın fidanı toprakla buluşturduk. Vatandaşlarımızı tabiatla buluşturmak maksadıyla  1 milli park, 4 tabiat parkı, 15 devlet avlağı, 1 genel avlak sahası tesis ettik” dedi.’BU GÜZEL KENTİMİZE YAPTIKLARIMIZ ORTADA’Ayrıca bölgedeki bal üretimini geliştirmek için 9 bal ormanı oluşturulduklarını kaydeden Bakan Kirişci, “Orman köylerimizde yaşayan vatandaşlarımızın gelirlerini artırmak amacıyla ‘Gelir Getirici Orman Projesi’ kapsamında ceviz, badem, kestane, zeytin gibi ağaç fidanları dikerek gelir getirici ormanlar kurduk. Aydın’da da yaklaşık 137 köyde, 683 bin gelir getirici fidanı toprakla buluşturduk. Bu güzel kentimize yaptıklarımız ortada. Ama bunlar bizim için yeterli değil. Yaptıklarımız, yapacaklarımızın garantisi ve müjdecisidir.” diye konuştu.KENT TARIMINA DİKKAT ÇEKTİKent tarımını taze ve ucuz ürün, kayıp ve israfı önleme, lojistik maliyetlerin azalması, karbon ayak izini düşürmek adına çok önemsediğini belirten Bakan Kirişci, “Tarımda dijitalleşme ve e-devlet entegrasyonu konusunda, bildiğiniz gibi e-devlet üzerinden Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) ile ilgili işlemlerimizi yapar hale geldik. 1 Ocak itibariyle ‘Tarım Cebimde’ uygulamasını devreye aldık. Pazarlama sorununun olmadığı bir sözleşmeli üretim yöntemini daha çok gündemimizde tutmamız gerekir. Sürdürülebilir hayvancılığın garantisi, aile işletmesidir. Bir diğer yeni uygulamamız; Gelir Koruma Sigortası. 2006 yılında başlayan Tarım Sigortası Uygulaması’nı geliştirdik. Küresel ısınmanın etkilerine karşı çiftçiyi koruma dahil gelir koruma sigortasını devreye aldık. Önce Konya’nın ilçelerinde, daha sonra bütün Türkiye’de yaygınlık kazanacaktır.  Tarımda örgütlenme dereceleri konusunda çalışmalarımız bulunuyor” dedi.’TDİOSB İLE 20 BİN TON SEBZE ÜRETİMİ’Aydın-Efeler’de, 776 dekar alanda kurulacak Jeotermal Kaynaklı Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nin (TDİOSB), 2020 yılında tüzel kişilik kazandığını belirten Bakan Kirişci, “TDİOSB’nin genel yerleşim planı onaylanmıştır. Buna benzer organize sanayi bölgelerini de Türkiye’nin dört bir yanında kurmaya başladık. TDİOSB’nin faaliyete geçmesiyle yıllık 20 bin ton sebze üretimi ve doğrudan bin kişiye istihdam sağlanması hedeflenmektedir. Tarım Cebimde uygulaması şu an bakanlığa ait işlemlerin cep telefonu üzerinden yapılmasını sağlayan bir sistem. Bitkisel üretim, hayvansal üretim, desteklemeler, e-devlet hizmetleri, destek takvimi, eğitim-yayın ve faydalı bilgiler başlıkları altında vatandaşlar ihtiyaç duydukları bilgilere anında erişim sağlıyor. Eskiden bu tür işlemlerin çoğu için il, ilçe müdürlükleri ziyaret ediliyordu. Sözleşmeli üretim çiftçinin hasat döneminde pazarlama sorunu yaşamaması, sanayicinin istediği miktar ve kalitede hammaddeye ulaşması, fiyat dalgalanmalarının önlenmesi, talebe göre planlı üretim yapılması hedeflerimizi gerçekleştirecek bir üretim modelidir. Talebe göre üretim yaparak pazarlama sorunu yaşamayacak, fiyat önceden belirleneceğinden üreticinin fiyat riski olmayacak, temel girdilere ve krediye daha kolay ulaşacak, yeni teknolojilere ve üretim modellerine hızlı uyum sağlanmış olacaktır. Sözleşmeli üretimden kazandığı tecrübe ile yeni pazarlara üreticilerimiz açılabilecek, markalaşmanın da önü açılacak” diye konuştu.

Hande NAYMAN, AYDIN,

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir